Kulak Burun Boğaz (KBB) Nedir? Hastalıklar ve Tedavi Yöntemleri
Kulak Burun Boğaz (KBB) bölümü; kulak, burun, boğaz ve baş-boyun bölgesi ile ilgili hastalıkların tanı- tedavi ve takibi ile ilgilenen bilim dalıdır.
Üst solunum yolu organları da olan kulak, burun ve boğaz birbiriyle bağlantılı çalışan anatomik yapılardır. Bu nedenle bu bölgelerdeki rahatsızlıklar da birbiriyle bağlantılı olabilir. Kulak Burun Boğaz Bölümü sadece işitme, tat alma ve boğaz sorunlarıyla ilgilenmez. Bu sistem denge merkezini de önemli bir parçası olduğu için denge problemleri de KBB uzmanlık alınana girmektedir. Aynı zamanda baş ve boyun bölgesi cerrahisi de KBB bölümünün uzmanlık alanıdır.
Daviva Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nde sadece şikayetleri tedavi etmeyi değil hastalarımızın yaşam konforunu artırmayı hedefliyoruz. Vertigo, burun estetiği, çocukluk çağı KBB sorunları ve baş boyun cerrahisinde uzman kadromuzla yanınızdayız.
KBB Nedir?
Kulak, burun ve boğaz ortak bir mukoza tabakasına sahiptir. Östaki borusu gibi bağlantı kanallarıyla da birbirleriyle direkt ilişkilidir. Bu yapı solunum, bağışıklık ve ses iletiminde tek bir sistem gibi hareket eder. Kulak Burun Boğaz doktorları bu sistemdeki bütün rahatsızlıklarla ilgilenir. Sinüzit, vertigo, kulak çınlaması, alerjik rinit gibi rahatsızlıkların tanı ve tedavisiyle yakından ilgilenir. Hem sağlıklı nefes almak hem de estetik kaygılarla gerçekleştirilen burun estetiği de KBB doktorları tarafından yapılabilmektedir.
Çocuklarda KBB (Pediatrik KBB) Nedir?
Dünyada bazı ülkelerde Pediatrik KBB uzmanlık alanı bulunsa da Türkiye’de pediatrik KBB uzmanlık alanı bulunmamaktadır. Daha çok çocuklarda gözüken geniz eti ve bademcik sorunları, orta kulağa tüp takılması y ada çocukluk çağında yaşanan işitme kayıpları gibi sorunlarla ülkemizde yine KBB uzmanları bakmaktadır.
KBB Tanı ve Teşhis Yöntemleri Nelerdir?
- Otoskopi: Kulak kepçesi, kulak kanalı ve kulak zarının ışık kaynağı ve büyütücü mercekten oluşan bir cihazla incelenmesidir. Dış kulak veya orta kulak enfeksiyonları, kulak zarı delinmeleri, iyi huylu kistler ve yabancı cisimlerin varlığı gibi durumların belirlenmesinde yardımcı olur.
- Otomikroskopi: Kulağı incelemek için mikroskop kullanan gelişmiş bir tanı yöntemidir. Otoskopiye göre kulak zarını ve kulak kanalını daha ayrıntılı olarak görülmesini sağlar. Özellikle çocuklarda otoskopi teşhis edilmesi genellikle zor olan orta kulaktaki sıvıyı belirlemeye yardımcı olur.
- Odyometri: İşitme kaybının olup olmadığını belirlenmesi için yapılan işitme testidir. Saf ton testi, kemik iletim testi, konuşma testi, işitsel beyin sapı yanıtı(Bera Testi), otoakustik emisyonlar, timpanometri gibi tipleri vardır.
- Videonistagmografi (VNG): Baş dönmesi, kulak çınlaması ya da kulaklarda basınç hisedildiği zaman bu test yapılabilir. Göz hareketlerini ölçen bir dizi testtir. VNG içindeki bazı testler, beynin göz hareketlerini ne kadar iyi kontrol edip koordine edebildiğini inceler. Diğer testler ise beynin gözü kontrol etmek ve konumlandırmak için nasıl çalıştığını inceler.
- Baş savurma testi (HIT): Ani baş dönmesi ve denge kaybı gibi sorunların nedeneni belirlemek için yapılır. Yatak başı denilen tipindi ekipman gerekmez. Hastadan sabit bir hedefe, genellikle KBB doktorunun burnuna odaklanması istenir. Ardından hasta başı hem sağa hem de sola doğru hızlı bir şekilde hareket ettirilir. Bu baş hareketleri yüksek hızda, düşük genlikte ve beklenmedik olmalıdır. Bu sırada beklenmedik göz hareketleri olup olmadığını kontrol etmek için hastanın gözleri izlenir.
- Video baş savurma testi (vHIT): Baş savurma testinin video ve kamera sistemiyle yapılan tipidir. Video baş savurma testinde göz hareketleri yüksek hızlı kameralar tarafından kaydedilip ve analiz edilir. Baş hareketleri vHIT gözlüklerine yerleştirilmiş hareket sensörleri tarafından ölçülür.
- VEMP testi: Dengeyi korumada önemli bir rol oynayan vestibüler sistemin fonksiyonunu değerlendirmek için kullanılan özel, hızlı ve invaziv olmayan bir tanı testidir. Bu test, iç kulağın belirli bölgelerinin ses veya titreşimlerle uyarılması sonucu oluşan kas tepkisine dayanmaktadır.
- Rinoskopi: Burun boşluklarının iç kısmının doğrudan incelenmesidir. Bu muayene, burun yoluyla bir burun spekulumu veya ağız yoluyla bir ayna yerleştirilerek sırasıyla ön ve arka kısımların görüntülenmesine olanak tanır.
- Burun endoskopisi: Endoskopik nazal muayene olarak da bilinen burun endoskopisinde ucunda küçük bir kamera ve ışık bulunan ince, esnek bir tüp olan endoskop ile burun ve sinüs kanallarının incelenir.
- Akustik Rinometri: Ses dalgaları kullanarak burun boşluğunun çok hızlı ve invaziv olmayan bir şekilde incelenmesine olanak tanır.
- Rinomanometri: Burun hava yollarındaki basıncı ve akışı ölçerek burun hava yolu tıkanıklığı (burun direnci) hakkında bilgi verebilir. Burun açıklığını değerlendirebilir. Tedavi etkilerini ve sonuçlarını izleyebilir. Ameliyat ihtiyacının belirlenmesine yardımcı olabilir.
- Laringoskopi: Boğaz, gırtlak ve ses tellerinin incelenmesi işlemidir. Bu işlem küçük bir ayna ve ışık kaynağıyla yapılabileceği gibi ışıklı, kameralı ince bir aletle de gerçekleştirilmektedir.
- Nazofaringoskopi: Boğazın arka kısmını görüntülemek için yapılan bir muayene yöntemidir. Bir endoskop ile burundan içeri girilerek yapılır. Özelikle çocukların burnundan konuşuyormuş gibi konuşması, burundan duyulabilen hava kaçağının belirlenmesi için kullanılır.
- Uyku apnesi testi (polisomnografi): Uyku bozukluklarını teşhis etmek için kullanılan bir testtir. Polisomnografi olarak da bilinen testte uyku sırasında beyin dalgalarını, kandaki oksijen seviyesi, kalp atış hızı ve solunum kaydedilir. Ayrıca göz ve bacak hareketleri de ölçülür.
Bu testlerin yanı sıra;
Baş boyun bölgesinde bulunan kitleler için ince iğne aspirasyon biyopsisi, manyetik rezonans (MR), Bilgisayarlı Tomografi (BT), ultrason gibi görüntüleme yöntemleri de kullanılmaktadır.
Kulak Burun Boğaz (KBB) Bölümünde Tedavi Edilen Hastalıklar Nelerdir?
- Dış kulak yolu iltihabı (Eksternal Otit): Halk arasında yüzücü kulağı olarak da bilinir. Dış kulak ile kulak zarı arasındaki kanalının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir enfeksiyondur. Dış kulak yolunun sürekli suyla temas etmesi önemli bir etkindir.
- Kulak mantarı (Otomikoz): Kulak mantarı enfeksiyonu en sık kulak kanalını etkiler. Aspergillus ve Candida gibi mantarlar bu enfeksiyondan sorumludur. Havanın sıcak ve nemli olduğu zamanlarda daha sık görülür. Su sporlarıyla ilgilenen kişilerde daha sık görülür.
- Kulak kiri (Buşon): Kulak kiri olarak biline buşon aslında kulak kanalını sudan, enfeksiyonlardan, yaralanmalardan ve yabancı cisimlerden korumaya yardımcı olur. Ancak kulak kirinin normalden fazla birikmesi farklı sorunlara yol açabilir.
- Kulak kepçesi kıkırdak iltihabı (Perikondrit): Kulak kepçesi kıkırdağının yaralanma, böcek ısırığı, kulak kıkırdağı üzerinden yapılan kulak piercingleri gibi nedenlerden dolayı iltihaplanmasıdır.
- Orta kulak iltihabı (Otitis Media): Orta kulağın farklı nedenlerden enfeksiyonlanması durumudur. Çocuklarda yetişkinlere göre daha fazla görülür. Çoğu durumda orta kulak enfeksiyonu kendiliğinden geçebilir. Kulak ağrısı, yüksek ateş ve orta kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kaybı en sık görülen belirtilerdir.
- Otoskleroz (Üzengi kemiği kireçlenmesi): Orta veya iç kulaktaki anormal kemik büyümesidir. Genellikle sesin iletilmesini sağlayan üzengi kemiğinin yerinde sıkışması sonucu oluşur. Bu kemik titreşemediğinde, ses kulaktan geçemez ve işitme kaybı yaşanır.
- Timpanoskleroz (Kulak zarı kireçlenmesi): Kulak zarında darbeler ya da ameliyat sonrası zedelenmeye bağlı olarak kalsiyum birikmesi yaşanabilir. Bu da kulak zarının esnekliğini kaybetmesine zemin hazırlar. İşitme kaybı veya boğuk işitme , kulak ağrısı , kulak şişmesi gibi belirtilerle kendini gösterir.
- Kulak zarının delinmesi: Kulak zarı hassastır ve kolayca delinebilir. Kulak zarının delinmesinin en sık nedeni bilinenin akine orta kula enfeksiyonudur. Ancak kulak çubuğu kullanmak ve travmalar da kulak zarı delinmesine neden olabilir.
- Östaki borusu disfonksiyonu: Östaki borusu, orta kulağı burun-sinüs boşluğuna bağlayan bir açıklıktır. Östaki borusunda açılıp kapanan bir kapakçık bulunur. Östaki borusundaki kapakçığın yeterince açılmaması kulaklarda sıvı birikmesine neden olabilir. Bu da kulakta ağrı ve basınç hissine yol açabilir. Çok açık olması durumunda ise sürekli bir basınç hissine ve kendi nefes alış verişinizi veya kendi sesinizi çok yüksek duymanız gibi alışılmadık seslere neden olabilir.
- Yaşa bağlı işitme kaybı (Presbiakuzi): Yaşlanmaya bağlı olarak her iki kulakta da işitmenin yavaş yavaş kaybolmasıdır. Bazı insanlar başlangıçta bu değişimin farkında olmazlar. Çoğu zaman, telefon sesi gibi yüksek frekanslı sesleri duyma yeteneğini etkiler.
- Ani İşitme Kaybı: Ani sensörinöral işitme kaybı olarak da bilinen bu işitme kaybı işitme sinirindeki bir problemden kaynaklanır. Genellikle sadece bir kulakta görülür. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi belirtiler yaşanabilir.
- Gürültüye Bağlı İşitme Kaybı: Yüksek seslerin iç kulakta işitmeyi sağlayan tüylü hücrelere zarar vermesi sonucu gelişir. Kalıcı olabilir. Uzun süre yüksek sesli müziğe, makine seslerine veya patlama gibi travmatik seslerine maruz kalma gürültüye bağlı işitme kaybına neden olabilir. Tiz sesleri duymada ve konuşmayı anlamada zorluk çekmek en sık görülen belirtiler arasındadır.
- Meniere Hastalığı: İç kulağın denge ve işitme kısımlarını etkileyen uzun süreli, ilerleyici bir rahatsızlıktır. Meniere hastalığı belirtileri arasında ani baş dönmesi, kulak çınlaması, artan işitme kaybı ve kulakta basınç hissi yer alır.
- Kulakta Kristal kayması: Baş dönmesi nedenlerinden en sık görülen sorunlardan birisidir. Yatakta dönerken ya da baş pozisyonunun değiştirilmesi ile şiddetli baş dönmeleri yaşanabilir. Kulakta kristalin oynaması durumunda mide bulantısı, kusma, denge kaybı gibi sorunlar da yaşanabilmektedir.
- Larenjit: Ses tellerinin genellikle aşırı kullanım, tahriş veya enfeksiyon nedeniyle iltihaplanmasıdır. Öksürük, boğazı temizleme isteği, ses kısıklığı, boğazda yanma hissi larenjit belirtileri arasındadır. Larenjitin tedavisinde nedenine göre kullanılan ilaçlar etkilidir.
- Kulak çınlaması (Tinnitus): Fiziksel bir ses olmamasına rağmen kulaklarda duyulan gürültü veya zil sesi şeklinde hissedilen bir durumdur. Kulak çınlaması bir hastalık değil bir rahatsızlığın belirtisidir. Doğal dejenerasyon, yüksek seslere maruz kalmak, travma, kulak enfeksiyonları veya ilaçların yan etkisi olarak kulak çınlaması ortaya çıkabilir.
- Farenjit: Boğazın arka kısmını kaplayan mukoza zarının iltihaplanmasıdır. Boğaz ağrısı, farenjit hastalığının en yaygın belirtisidir. Yutma güçlüğü, ses kısıklığı ve öksürük farenjit belirtileri arasındadır.
- Akustik Nörom: Akustik nörom, iyi huylu (kanserli olmayan) bir tümördür. Bu tümörler iç kulağı beyne bağlayan vestibüler sinir üzerinde büyüyen bir tümördür. Akustik nörom belirtileri hemen fark edilmeyebilir. İşitme kaybı veya tek kulakta çınlama, baş dönmesi veya denge sorunu, yüzde uyuşma en sık görülen akustik nörom belirtileridir.
- Ses Teli Nodülleri: İyi huylu ses teli lezyonları, bir veya her iki ses telinde oluşabilen kanserli olmayan büyümelerdir. Ses teli nödüllerinin birçoğu ses tellerinin yanlış kullanılmasından kaynaklanır. Tedaviler arasında ses terapisi ve cerrahi yer alır.
- Uyku apnesi ve horlama: Uyku sırasında düzenli nefes alıp vermenin kesintiye uğraması durumunda ortaya çıkan uyku bozukluğu uyku apnesi olarak bilinir. Horlama, uyku apnesi olan hastalarda yaygındır ancak horlayan herkesin uyku apnesi yoktur. Uyku alışkanlıklarını değiştirmek, CPAP olarak bilinen uyurken nefes almayı iyileştiren cihaz kullanımı, ağız içi aparatlar ve cerrahi seçenekler uyku apnesi tedavileri arasındadır.
- Vertigo: Halk arasında baş dönmesi olarak bilinir. Ancak vertigo ile baş dönmesi aynı durumu tarif etmez. Baş dönmesi dengesizlik ve bayılacak hissi ile tarif edilebilir. Ancak vertigo kişinin kendisinin ve çevresindekilerin dönme hissi yaşamasıdır. Vertigo ataklarında ayrıca mide bulantısı, kusma ve terleme gibi belirtiler de yaşanmaktadır. Vertigonun en sık nedeni, iç kulağın denge merkezindeki kristallerin yerinden oynamasıdır. Ancak Meniere hastalığı gibi farklı nedenlerden de kaynaklanabilir. Vertigo tedavisi nedenine göre farklılık gösterir.
- Disfaji (Yutma güçlüğü ve bozuklukları): Yutma sırasında, birçok kas ve sinir birlikte çalışır. Yutma işlemini gerçekleştiren kas ve sinirlerde bir sorun ortaya çıktığında yutma sırasında öksürük veya boğulma hissi yaşanabilir. Yutma güçlüğü felç gibi ciddi rahatsızlıkların semptomu olabilir. Tedavi edilmediği taktirde yiyecek ve sıvılar solunum yoluna kaçabilir. Bu da çok daha ciddi rahatızlıklara zemin hazırlayabilir.
- Tükürük bezi taşları: Tükürükte bulunan kalsiyum kristalleri tükürük bezlerinde veya kanallarında taşlaşabilir. Tükürük bezi taşlarının tükürük kanallarını tıkaması ağrılı şişliğe neden olur. Daha çok çene altındaki tükürük bezinde görülmekle birlikte nadiren kulağın önündeki tükürük bezinde ve dil altında görülürler. Çocuklara kıyasla yetişkinlerde daha çok görülen tükürük bezi taşlarının tedavisi endoskopik veya cerrahi tedavidir.
- Sinüzit: Gözler, burun, alın ve yanakların arkasındaki bulunan kafatasındaki sinüs adı verilen boşlukların iltihaplanmasıdır. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı, koku alma duyusunda değişiklikler, yüz ağrısı veya yüzde basınç hissi sinüzit belirtileri arasında alır. Bu belirtiler öne eğildiğinizde kötüleşebilir veya dişlere yayılabilir. Sinüzit tedavisinde ağrı kesici ilaçlar, tuzlu su, steroidli burun spreyi veya burun tıkanıklığını giderici ilaçlar gibi kullanılabilir. Kronik sinüzit durumlarında cerrahi seçenekler de düşünülmelidir.
- Gırtlak Kanseri: Geçmeyen boğaz ağrısı, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi boyunda veya boğazda şişlikler gibi belirtileri bulunan gırtlak kanserinin sigara tüketimiyle yakın bir ilişkisi bulunmaktadır. Özellikle erken evre gırtlak kanseri tedavisinin ilk basamağı cerrahidir. Gırtlak kanserinin evresine göre ses tellerinin bir kısmı ya da tamamı çıkartılabilir. Radyoterapi, kemoterapi ve immün tedaviler de gırtlak kanseri tedavisinde uygulanmaktadır.
- Ağız Boşluğu ve Dil Kanserleri: Dilin ön kısmı, ağzın tavanı veya tabanı, diş etleri, dudaklar, yanaklarda görülen kanserler bu grupta yer alır. Dilde veya diş etlerinde görülebilen kırmızı veya beyaz lekeler, iyileşmeyen ağız yaraları, ağızda olağandışı kanama, çiğneme veya konuşma sırasında geçmeyen ağrı, dil ve çeneyi hareket ettirmekte zorluk çekmek ağız boşluğu ve dil kanserlerinin belirtileri arasındadır. Ağız boşluğu ve dil kanserlerinin çoğunda, hasta önce ameliyat olur, ardından tümörün özelliklerine bağlı olarak radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.
Çocuklarda Sık Görülen KBB Hastalıkları Nelerdir? (Pediatrik KBB Hastalıkları)
- Geniz eti büyümesi: Geniz eti, erken çocukluk döneminde bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır. Ancak bazen bu lenfatik kümeler, boyutlarının artması ve bir dizi rahatsız edici semptoma neden olması nedeniyle sorun haline gelebilir. Tekrarlayan enfeksiyonlar, alerjik reaksiyonlar, kronik sinüs iltihabı gibi nedenler geniz eti büyümesi nedenleri arasında yer alır. Çocuklarda geniz etinin büyümesi; burun tıkanıklığı, uyku problemleri, konuşma sorunları, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, yüz ve diş gelişim sorunları gibi sıkıntıları yol açabilir. Geniz eti büyümesinin tedavisinde büyümeye neden olan etkene yönelik ilaçlar ve cerrahi seçenekler etkilidir.
Geniz eti ameliyatı riskleri nelerdir?
Büyüyen geniz etleri ağız yoluyla ameliyat edilir. KBB uzmanı geniz eti ameliyatında keserek ya da ısı veya radyo frekansı enerjisi uygulayan özel aletler kullanabilir.
Geniz eti ameliyatı riskleri şu şekilde sıralanabilir.
- Her ameliyatta olduğu gibi geniz eti ameliyatında da anestezi kullanımına bağlı riskler bulunmaktadır.
- Geniz eti ameliyatından sonra boğazda kanama meydana gelebilir.
- Dişlerde hasar meydana gelebilir.
- Geniz eti ameliyatı yapılan bölgede enfeksiyon oluşabilir.
- Boğazdaki şişlik nedeniyle nefes almada zorluk çekme yaşanabilir.
- Ses tonunda değişiklikler olabilir. Ancak bu sorun birkaç hafta içinde kendiliğinden geçmektedir.
- Geniz etlerinin yeniden büyüyebilir. Ancak bu çok nadir yaşanır.
- Orta kulakta sıvı birikmesi: Çocuklarda orta kulakta sıvı birikmesi, soğuk algınlığı, kulak enfeksiyonu, günlük burun tıkanıklığı veya östaki borusunun disfonksiyonu gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Kulakta sıvı birikmesinin yüzme veya banyodan sonra kulağa su kaçmasıyla bir ilgisi yoktur. Çocukların televizyonun sesini çok açması gibi işitme sorunları yaşaması, konuşma gecikmesi ve denge sorunları yaşaması orta kulakta sıvı birikmesi belirtileri arasındadır. Orta kulakta sıvı birikmesinin tedavisinde ilk basamak ilaç tedavidir. Ancak ilaç tedavisine rağmen yanıt alınamayan çocuklarda kulak zarına havalandırma tüpü takılabilir.
- Kulak tüpü ameliyatı: Kulak tüpleri, metal veya plastikten yapılmış minik tüplerdir. Kulak tüpü ameliyatı sırasında, kulak zarlarında küçük bir delik açılır ve tüpler yerleştirilir. Kulak tüpü orta kulak ile dışarı arasındaki hava basıncını dengede tutar ve kulak zarının arkasında biriken sıvının boşaltılmasına yardımcı olur. Çoğu çocukta daha sonra kulak tüpünün çıkarılması için ameliyata gerek kalmaz. Kulak tüpleri genellikle kulak zarı iyileştikçe kendiliğinden düşer.
- Bademcik iltihabı: Bademcikler boğazın arkasında bulunan lenf düğümleridir. Çocuklarda bademcik iltihabı en sık görülen boğaz enfeksiyonlarından biridir. Genellikle boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve ateşe neden olan viral veya bakteriyel bir enfeksiyondan sonra ortaya çıkar. Çocuklarda bademcik iltihabının tedavisi, enfeksiyonun nedenine ve semptomların şiddetine bağlıdır. Çoğu durumda, enfeksiyon hafiftir ve evde etkili yöntemlerle iyileştirilebilir. Bununla birlikte, bazı durumlarda antibiyotik veya ek tedaviye ihtiyaç duyulabilir. Tekrarlayan, tedaviye rağmen düzelmeyen, yutma ve nefe almayı zorlaştıran bademcik iltihaplarında bademcik ameliyatı düşünülmelidir.
- Alerjik Rinit (Saman Nezlesi): Halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen alerjik rinit her yaştan insanı etkileyebilir. Ancak çocuklar yetişkinlere göre alerjik rinitten daha fazla etkilenmektedir. Burun içinde oluşan ve gözleri, sinüsleri ve boğazı da etkileyebilen alerjik bir reaksiyondur. Mevsimsel saman nezlesi çoğunlukla ilkbahar ve yaz aylarında görülür. Ağaçlardan, bitkilerden, çiçeklerden, yabani otlardan ve çimenlerden gelen polenlere alerjisi olan kişileri etkiler. Saman nezlesi tedavi edilemez ancak çocuğunuzun semptomlarını hafifletmek için; alerjenlerden kaçınmak, tuzlu burun spreyi ve ağızdan alınan antihistaminik ilaçlar kullanılabilir.