
Ağız ve dişler; çiğneme, yutma, konuşma ve hatta sindirim gibi birçok hayati fonksiyonda önemli bir rol oynar. Ağız boşluğu, milyarlarca bakteriden oluşan karmaşık bir ağız florasına ev sahipliği yapar. Sağlıklı bir ortamda bu bakteriler denge içinde bir arada bulunur. Ancak yetersiz hijyen, stres, sigara içme veya bazı hastalıklar nedeniyle bu denge bozulduğunda, ağız ve diş hastalıklarına neden olabilir. Tedavi edilmeyen bir diş enfeksiyonu veya diş eti iltihabı, diğer rahatsızlıklar için de risk faktörü haline gelebilir. Bu seviyede bir sorun oluştuğunda, tüm sistem etkilenebilir. Daviva Sağlık Grubu Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü, diş ve diş eti hastalıkları, gülüş estetiği, ortodonti tedavileri ve koruyucu diş hekimliği alanında deneyimli uzman kadrosu ve modern teknolojik altyapısıyla hizmet vermektedir.
Ağız sağlığı, dişler, diş etleri, dil, damak, ağız mukozası, tükürük bezleri ve çene de dahil olmak üzere ağzın genel sağlığını ifade eder. Sadece hastalık veya rahatsızlıkların yokluğunu değil, aynı zamanda günlük yaşamda (çiğneme, konuşma, gülme vb.) düzgün işlev ve rahatlığı da yansıtır. Ağız ve diş sağlığı, genel sağlık ve yaşam kalitesi ile yakından ilişkilidir. Örneğin, diş çürüğü, çiğneme güçlüğüne, iştah ve uyku sorunlarına yol açarak yaşam kalitesini düşürebilir. Diş çürüklerine neden olan birincil belirleyiciler arasında ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıkları gelmektedir. Bu nedenle sağlıklı bir ağız ve dişler için ağız hijyenini iyi korumak çok önemlidir. Ağız sağlığı değerlendirmesi genellikle diş hekiminin yaptığı klinik muayeneye göre yapılır.
En sık görülen ağız ve diş sağlığı sorunlarından biridir. Diş çürüğü, dişin sert dokularını etkileyen ilerleyici ve dejeneratif bir hastalıktır. Başlangıçta ağrı yapmaz, ancak erken teşhis edilmezse, sinir uçları bakımından zengin olan pulpaya doğru yavaş yavaş yayılır. Özellikle asidik veya tatlı yiyeceklerin yanı sıra sıcak veya soğuk yiyecekler tüketildiğinde ani, keskin bir ağrıya neden olur.
Diş çürüğü her yaş grubunu etkiler. İlk dişlerin (süt dişlerin) çıkmasıyla ortaya çıkar. Çocuklarda diş çürüğü oldukça yaygındır. Kalıcı dişlerin çıkmasından sonra diş çürümesi sıklığı artar ve daha sonra yaşlılık döneminde de yüksek seviyelerde kalır. Diş çürüğü nedenleri arasında yetersiz ağız hijyeni birinci sırada gelir.
Diş apsesi diş etlerinde bakteri, beyaz kan hücreleri, hücresel kalıntılar ve plazma birikmesi sonucu meydana gelir. Genellikle ilerlemiş diş çürüğü, travma veya tedavi edilmemiş diş eti hastalığı nedeniyle ortaya çıkar. Son derece rahatsız edici bir rahatsızlıktır. En yaygın diş apsesi belirtileri arasında diş etinde kızarıklık ve şişlik, karıncalanma ve nabız atışı hissi veren ağrı bulunur. Hem periapikal apse (derin çürük nedeniyle) hem de periodontal apse (diş eti hastalığı sonucu irin birikimi) yaşayanlar, yaygın şişlik ve bazen de ateşle birlikte yoğun ve sürekli ağrı hisseder.
Genellikle diş plağı birikimi nedeniyle oluşur. Diş etlerinde; kızarıklık, şişlik ve kanama şeklinde görülür. Diş eti iltihabı zamanında tedavi edilmezse, diş eti çekilmesi ve periodontitis ciddi sonuçlara yol açabilir. Başlıca nedeni yetersiz ağız hijyenidir.
Diş eti enfeksiyonunun (gingivitis) ilerlemiş halidir. Diş kaybına yol açabilen ciddi bir enfeksiyondur.
Ağız florasında bulunan bakterilerden kaynaklanmaktadır. Genellikle dil üzerindeki bakteriler nedeniyle oluşur. Mide hastalıkları nedeniyle de olabilir.
Dişin sıcak, soğuk, asidik veya şekerli yiyeceklerle temas etmesi sonucu ortaya çıkan keskin, batıcı veya ani ağrılardır. En yaygın nedeni diş minesinin incelmesidir.
Halk arasında aft olarak bilinen ağız içinde küçük ya da derin yaralarla ortaya çıkan zararsız iltihaplanmalardır. Hastanın yaşadığı ağrı oldukça şiddetli, yanma hissi şeklindedir.
Çeşitli nedenlerle kırılan dişlerin tedavi edilmesi ve kaybedilen dişlerin implant, köprü veya protez gibi yöntemlerle tamamlanması işlemidir.
Kırık dişler sağlam dişlerden çok daha hassastır ve özellikle yemek yerken veya sert yiyecekler tüketirken, rahatsızlık daha da kötüleşebilir. Sadece dille dişe dokunmak bile keskin ve zonklayıcı bir ağrıya dönüşebilir.
Ortodontik problemler çapraşık, ayrık veya boşluklu dişler, çene hattının ileride veya geride olması gibi durumlardır.
Diş ağrısı, altta yatan nedene bağlı olarak farklı şekillerde ortaya çıkabilir. En sık nedeni diş çürüğü olmakla birlikte, diş eti hastalıkları da ağrıya yol açabilir. Diş ağrısı genellikle ani başlar, ancak bazı durumlarda kademeli olarak gelişebilir.
Diş ağrısı hafif ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktan şiddetli ağrıya kadar değişkenlik gösterebilir. Sürekli ya da aralıklı olabilir.
Ağrı zonklayıcı bir karakter alabilir, başa, çeneye veya kulağa yayılabilir ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir. Etkilenen diş, dokunmaya, sıcak veya soğuk uyaranlara karşı hassasiyet gösterebilir.
Diş ağrısı her zaman enfeksiyon, travma veya iltihaplanmadan kaynaklanmaz. Bazı durumlarda kulak ağrısı, aşırı stres, diş gıcırdatma (bruksizm), akut ya da kronik sinüzit gibi doğrudan dişlerle ilişkili olmayan rahatsızlıkların ikincil bir belirtisi olarak da görülebilir.
Yirmilik dişler (üçüncü azı dişler), genellikle ergenlik sonrası dönemde, 17-25 yaş arasında çıktığı için bu şekilde adlandırılır. Yirmilik dişler diş etinin altında sıkışıp kaldığında (gömülü kaldığında), kist ve diğer sorunların riskini artırır. Apse, diş çürüğü ve diğer diş eti iltihaplanmaları, yirmi yaş dişlerinden kaynaklanan en yaygın sorunlardır. Bu durumlarda, genellikle doğrudan çekim işlemine geçilmesi tavsiye edilir.
Yirmilik dişlerin her zaman çekilmesi gerektiği kesinlikle doğru değildir. Bazı hastalarda bu dişler herhangi bir rahatsızlığa neden olmadan tamamen çıkmayı başarır ve hasta bunları düzgün bir şekilde temizleyerek çürük oluşumunu önleyebilir. Küçük çürükler bile tedavi edilip doldurulabilir.
20’lik dişlerin çekilme nedenleri arasında şunlar yer almaktadır.
Yirmi yaş dişi çekimi, lokal anestezi altında yapılan bir işlemdir. İşlemin zorluğu, vakaya ve hastanın genel durumuna bağlı olarak önemli ölçüde değişir.
Diş implantı, eksik dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen titanyum ya da titanyum alaşımından vidalar sayesinde uygulanan kalıcı ve estetik bir tedavi yöntemidir. Diş implantolojisi ise bu uygulamayı kapsayan modern diş hekimliği dalıdır.
İmplant tedavisi, doğal dişlerini kaybetmiş hastalarda hem estetik görünümü hem de çiğneme fonksiyonunu yeniden kazandırmayı amaçlar. Günümüzde gelişmiş teknoloji sayesinde implant uygulamaları güvenli, konforlu ve uzun ömürlü çözümler sunmaktadır. İmplant tedavisi genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir.
Tedavi süreci şu aşamalardan oluşur:
Genel sağlık durumu iyi olan, çene kemiği implantı destekleyebilecek yeterlilikte olan ve ağız hijyenine dikkat eden hastalar için diş implantı tedavisi uygun bir seçenektir. Gerekli durumlarda kemik grefti gibi ek işlemler planlanabilir.
Diş dolgusu, çürük, kırık veya aşınma nedeniyle zarar görmüş dişleri onarmak için uygulanan yaygın bir tedavi yöntemidir.
Dolgular; çürükleri temizledikten sonra oluşan boşluğu doldurmak, kırılmış ya da çatlamış dişleri onarmak ve eski dolguları değiştirmek amacıyla kullanılır.
Çürük oluştuğunda dişin içinde bir boşluk meydana gelir. Bu boşluk tedavi edilmezse bakteriler dişin içine ilerleyerek enfeksiyona yol açabilir.
Diş dolguları, çürük veya enfeksiyona neden olabileceği bölgeleri kapatarak bakterilerin dişe daha fazla hasar vermesini önlemeye yardımcı olur. Böylece çürümeyi de durdurur. Dolgular ayrıca çürük nedeniyle zayıflamış veya kırılmış bir dişin gücünü ve işlevini geri kazandırmaya da yardımcı olabilir.
Diş dolgusu işleminde genellikle diş ve çevresi lokal anestezi ile uyuşturulur. Çürük veya hasarlı doku temizlenir. Oluşan boşluk uygun dolgu malzemesi ile doldurulur.
Tedavi genellikle kısa sürede tamamlanır ve hasta aynı gün normal hayatına dönebilir. Diş dolgusu, çürüğün ilerlemesini durduran ve dişin sağlıklı yapısını korumaya yardımcı olan basit ve etkili bir tedavidir.
Kanal tedavisi (kök kanal tedavisi), dişin iç kısmında bulunan pulpa dokusunun iltihaplanması veya enfekte olması durumunda uygulanan bir tedavidir. Endodontik tedavi olarak da adlandırılır.
Hastalar arasında korkulan bir işlem olsa da, kanal tedavisi aslında dişi çekmeden kurtarmayı amaçlayan güvenli ve etkili bir yöntemdir.
Dişin iç kısmında sinirler ve kan damarları bulunan yumuşak bir doku vardır. Bu bölgeye diş pulpası denir. Derin diş çürükleri, kırık veya çatlak dişler, sızdıran eski dolgular ve travma gibi durumlarda bakteriler dişin içine kadar ilerleyebilir. Bu durumda pulpa iltihaplanabilir veya canlılığını kaybedebilir. Tedavi edilmezse enfeksiyon ilerleyerek diş apsesine yol açabilir ve şiddetli ağrıya neden olabilir.
Kanal tedavisi genellikle şu aşamalardan oluşur:
Kanal tedavisi enfekte olmuş diş pulpasını temizleyerek ağrıyı gideren ve doğal dişi kurtaran etkili bir diş tedavisidir. Kanal tedavisi lokal anestezi kullanılarak yapılan bir işlemdir. Anestezinin etkisi geçtikten sonra dişte hassasiyet olabilir.
Ortodonti, diş hekimliğinin çapraşık dişleri yeniden hizalamayı ve gülümsemeyi eski haline getirmeyi amaçlayan teknikler sunan dalıdır. Ortodontik tedavi sayesinde dişlerdeki düzensizlikler düzeltilerek hem estetik hem de fonksiyonel iyileşme sağlanır.
Ortodonti, dişlerin gelişimi, teşhisi, önlenmesi ve düzeltilmesine odaklanan bir diş hekimliği dalıdır. Günümüzde farklı ihtiyaçlara yönelik birçok ortodontik tedavi seçeneği mevcuttur.
Ortodontik tedaviler sabit (tel tedavisi) veya çıkarılabilir (şeffaf plak tedavisi) olabilir ve metal, seramik veya plastikten yapılabilir.
Bu tedavilerin temel işlevi, dişleri yavaşça doğru pozisyona getirmek için nazik ve sürekli bir basınç uygulamaktır.
Uzun yıllar boyunca ortodontik teller yalnızca metalden üretilmekteydi. Günümüzde ise hem yetişkinler hem de çocuklar, daha estetik bir görünüm için çıkarılabilir şeffaf plakları tercih edebilmektedir.
Ayrıca metal teller artık daha az görünürdür. Modern materyaller daha konforlu olup daha hızlı tedavi sürecine olanak tanımaktadır.
Ortodontik tedavi genellikle 1 ila 3 yıl sürer. Tedavi süresi; hastanın yaşı, çene yapısı, dişlerin mevcut konumu ve uygulanan tedavi türü (sabit tel veya şeffaf plak) gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Estetik diş hekimliği, ağız ve dişlerin sağlığını ve işlevselliğini korurken dişlerin, diş etlerinin ve genel gülümseme görünümünü iyileştirmeyi amaçlar. Tedaviler; diş rengi, şekli, boyutu ve hizalanmasıyla ilgili kusurları tedavi ederek sağlıklı, doğal ve güzel gülümsemelere sahip olmayı mümkün kılar. Estetik diş hekimliği alanında yapılan işlemler şunlardır;
Doğru ağız ve diş bakımı şunları içerir:
Ayrıca dişler arasındaki bölgeleri temizlemek için her gün diş ipi veya arayüz (ara yüz) fırçası kullanın. Bu alanlar, çürüklerin ve diş eti hastalıklarının en sık başladığı bölgelerdir. Hangi ürünün sizin için uygun olduğu konusunda diş hekiminizden öneri alın.